Yeni Sayfa 1

    Anasayfa     Hakkımızda     Danışmanlıklarımız     Eğitimlerimiz     Psiko Forum     Franchising     Bize Ulaşın

 
 

Anasayfam Yap

Favorilerinize Ekleyin

üye girişi

kullanıcı adı:

şifre:

  // üye ol
  // şifremi unuttum
 

Taşı delen suyun kuvveti değil, damlaların sürekliliğidir.

 
 PSİKOLOJİK SORUNLAR
  Alzheimer
  Anksiyete - Kaygı
  Bağımlılık
  Cinsel Problemler
  Çocuk Problemleri
  Delüzyon
  Depresyon
  Dissosiyatif Bozukluk
  Epilepsi
  Ergenlik Sorunları
  Etnosantrizm
  Flört Problemleri
  Fobiler
  Gebelik Problemleri
  Halüsinasyon
  Hiper - Aktivite
  Histerik Bulaşma
  İntihar
  Kilo Sorunları
  Kişilik Bozuklukları
  Kleptomani
  Kompleksler
  Konuşma Bozukluğu
  Laktasyon Psikozu
  Manik - Depresif
  Megalomani
  Narsisizm
  Nevroz
  Obsesif - Kompulsif
  Otizm
  Panik Atak
  Parkinson
  Pasif - Agresif
  Psikoz
  Sado - Mazoşizm
  Saldırganlık
  Somatizasyon
  Sosyal Fobi
  Şizofreni
  Tikler
  Travma
  Utanma Duygusu
  Uyku Bozuklukları
  Yalnızlık
  Yeme Bozuklukları
 PSİKO - KEYF
  Buluşun Öncüleri
  Başarı Hikayeleri
  Seçkin Öyküler
  Kaliteli Sözler
  Tebessüm
  Paradokslar
  İlginç Bilgiler
  Hazır Cevaplar
  Psiko - Kitaplık
 DEĞİŞİM YÖNTEMLERİ
  Akupuntur
  Altı Sigma
  Bilişsel Terapi
  Davranışsal Terapi
  Çoklu Zeka
  Duygusal Zeka
  EFT
  Elektroşok
  EMDR
  Feng Shui
  Gestalt Terapi
  Grup Terapisi
  Hafıza Eğitimi
  Hipnoz
  Hızlı Okuma
  IQ
  İnnovasyon
  Kaizen
  Kişisel Gelişim
  Kognitif Terapi
  Kuantum
  Meditasyon
  Neuro Psikoloji
  New NLP
  NLP
  Parapsikoloji
  Parapsikoloji
  Psiko - Dinamik
  Psiko - Drama
  Reiki
  Ruhsal Zeka
  Vizyon Terapi
  Yaşam Koçluğu
  Yoga
 PSİKO - KÜLTÜR
  Psikoloji Nedir?
  Psikoloji Tarihi
  Psikoterapi Nedir?
  Psikiyatri İlaçları
  Psiko Biyografi
  Psikoloji Ekolleri
  Psikolojinin Alt Dalları
  Psikoloji Etiği
  Araştırma Yöntemleri
  Savunma Mekanizması

İSTATİSTİKLER

Sitemizde;
6458 makale
544 haber
17888 üye
8 yazar
6 uzman
bulunmaktadır.

 Sinirlilik Nedir?
Sinirlilik başlı başına bir psikiyatrik bozukluk değildir, bazı psikiyatrik bozuklukların belirtisidir. Bazı hastalıklar ve bazı kişilik yapıları insanı sinirli yapar:
1-'Aralıklı patlayıcı bozukluk' (intermittent explosive disorder) adlı hastalıkta, kişi şiddetli öfke patlamaları yaşar.
2-Depresyon geçiren kişiler genellikle sinirli olurlar. Kaygı bozuklukları da (anksiyete, panik bozukluğu, obsesif kompülsif bozukluk) çoğu hastayı sinir sahibi yapar.
3-Takıntılı, titiz, mükemmeliyetçi kişiler çoğunlukla sinirlidirler. Bunlar kılı kırk yaran, herşeye dikkat eden, en küçük hatayı gören insanlardır. Sabit fikirlidirler. At gözlüğü takmış gibidirler. Bardağın hep boş tarafını görür, herşeyi eleştirirler. Aslında son derece dürüst, çalışkan, ahlaki değerlere aşırı önem veren, son derece sorumluluk sahibi, sizi sizden çok düşünen kişilerdir. Bu olumlu özellikleri sebebiyle, diyelim bir kadın, bu tür bir kocadan boşanmaya kalktığında, çevreden 'Gül gibi kocan var, deli misin, daha iyisini nereden bulacaksın?' tarzında tenkitler alır. Halbuki herşeyde kusur gören, herşeyi eleştiren, vara yoğa 'zart zurt' eden, her işin mükemmel olmasını isteyen bir insanla yaşamak zordur, çünkü dünyada mükemmel yoktur.
4-Şüpheci insanlar sinirlidirler. Bunlar her sözün, her bakışın ardında bir kötü niyet ararlar. Bu kişilere göre insan insanın kurdudur. Kardeşe, anneye-babaya bile güvenmek ahmaklıktır. Eşlerini aşırı derecede kıskanır, onları şiddetli baskı altında yaşatır, kendileri de aldatılma korkusuyla yaşarlar. Bu yüzden kendilerini aşık olan eşlerini hayatlarından bezdirir, onların sevgisini kaybederler. İşyerlerinde ayaklarının kaydırılacağından hep kaygılanırlar. Herkes dolandırıcı olabilir. Böyle düşününce elbette iyi dostları tarafından da günün birinde terk edilirler, yine de hatalarını anlamaz, 'Falanca da kelek çıktı' diye yorumlarlar olayı. Konu siyasete geldiğinde komplo teorilerine inanmaya yatkındırlar. Başkalarıyla fazla saf oldukları için alay ederler. Bu insanlar, tehlikelerle dolu bir ormanda, her an saldırıya uğramaya hazır bir kurban gibi hissederler kendilerini. Böyle bir hayat çok zordur. Bu güvensizlik duyguları içinde şüpheci kişi herşeye sinirlenir.
5-Duygularında aşırı ve hızlı iniş çıkış yaşayanlar, 'dengesiz' kişiler asabidirler. Sizi birgün göklere çıkarır ertesi gün yerin dibine batırırlar. Birgün çılgınca aşık olur ertesi gün aldatırlar. Siyasi görüşleri sık değişir, birbirine taban tabana zıt fraksiyonlara kayabilirler.
6-Antisosyal kişiliği olanlar (eski tabirle psikopatlar) şiddetli öfke patlamaları geçirirler. Küçük sebepler yüzünden adam bıçaklayanlar, yok yere cinayet işleyip sonra cezaevlerinde sürünenler genellikle bu kişilerdir. Cezaevlerinde yatanların önemli bir bölümünü bu insanlar oluştururlar.
Stresli iş hayatı, mutsuz aile hayatı, alkol ve madde kullanımı sinirliliği arttırır. Sinirli kişilerden bazıları öfkelerine hakim olmayı çok isterler, ama başaramazlar, büyük pişmanlık duyguları çekerler.
Bazıları ise kendilerini haklı görürler. 'Böyle bir olaya da kızmamak olmaz ki', 'Ben durup dururken kızmıyorum, beni kızdırıyorlar', 'Beni tahrik ediyorlar, hiç alttan almıyorlar' gibi mazeretler üretirler. Çevrelerine zarar verdikleri, insanları kırıp incittikleri halde anlaşılmayı beklerler. Başkalarının duygularını anlamakta zorlanırlar. Bazen sinirlenme gerekçelerinde haklı bile olsalar, tepkileri aşırıdır. Sivrisinek herkesi rahatsız eder, ama asabi kişiler sivrisineğe tüfekle ateş ederler.
Sinirli insanların evlilikleri iyi gitmez. Sık öfkelenen bir eşe katlansanız bile, ona sevginizi sürdürebilir misiniz? Sinirli ebeveynle büyüyen çocukların da hali kötüdür. Çocuğun küçük dünyasında en büyük hedefi anne-baba tarafından sevilmek, onlara kendini beğendirmektir. Sinirli ebeveyn 'Ben çocuklarımı çok seviyorum' dese de, önemli olan duyguların çocuk tarafından nasıl anlaşıldığıdır.
Sinirlilik iş verimini azaltır. Gereksiz yere strese kapılan, çarçabuk huzuru kaçan, insanların kalbini kıran birinin iş hayatında doğru adımlar atması zordur. Öte yandan pek çok başarılı iş adamı ve yönetici de sinirliliği ile meşhurdur. Bunun sebebi şudur: İş hayatında insanı başarılı kılan kişilik özellikleri (titizlik, mükemmeliyetçilik, hata kabul etmeme, hırs, yenilgiyi kabullenememe) aynı zamanda sinir sahibi yapar.
Sinirliliğin tedavisi, altta yatan sebebe bağlıdır:
1-Sebep depresyon veya kaygı bozukluğu ise, tedavide başarı oranı yüksektir. Bu kişilerde sinirlilik sonradan başlar veya hep sinirli oldukları halde bir dönemde artış gösterir. Sinirli olduklarını kabul ederler, çevrelerindeki insanları kırdıkları için pişmanlık duyarlar. Artık uyku sersemlik yapmayan, 'müsekkin' sınıfına dahil olmayan, bağımlılığa yol açmayan ilaçlarla öfke patlamaları kontrol altına alınabilmektedir.
2-Sinirliliği hastalığa bağlı değil de kişiliklerine bağlı olanların tedavisi zordur. Bunlar ya sinirli olduklarını kabul etmeyenler yahut 'Kendimi bildim bileli hep sinirliydim' diyenlerdir. Sinirli olduklarını kabul etseler bile çevrelerindeki insaların öfke yağmuruna maruz kalmayı hak ettiklerini düşünürler. Haklı bile olsalar tepkilerinin aşırı olduğunu fark etmezler.

Uzm. Dr. Oğuz Tan
  yorumlar
fatoŞ 26.12.2007 11:25:43 tarihinde yorumlamış
güzel bir yazı fakat çözümler dahada açılsa benim açımdan daha iyi oalacaktı:)
  yorum yap

 yorum yapmak için üye olmalısınız

  okunma sayısı: 24182
  puan: 4
    puan ver

  YARARLI ETİKETLER
Psikoloji - Kişisel Gelişim - NLP - Psikoloji Sorunları - Sosyal Fobi - Psikoterapi
Bağımlılık - Depresyon - Danışmanlık - Grup Terapisi - Cinsellik - Eğitimler
NLP - Sosyal Fobi - Psikoloji Sorunları - Kişisel Gelişim - Psikoterapi - Psikoloji
Cinsellik - Danışmanlık - Eğitimler - Depresyon - Bağımlılık - Grup Terapisi
Kişisel Gelişim - NLP - Psikoterapi - Psikoloji - Sosyal Fobi - Psikoloji Sorunları
  YAZARLARIMIZ
Tevfik Ceritoğlu
Güzelliklere Doğmak
Orhan Müftüoglu
Hey Çırak, Adın Neydi Senin Bakayım…
Seyda Küçükel
Kendinden Öte
Ayşe Esendal
Kolay Kazanan, Kolay Kaybeder
Ahmet Çelik
Dinle, Anla, Konuş
Melike Katmer
Sessizliğin Gücü
Burcu Kaplan
Her Şey Yolunda Gibi…
Erdem Özbay
Çözüme Odaklanın, Probleme Değil
Yeni Sayfa 1
  © donusumkonagi.net  Psikoloji Portalı
  Tüm Hakları Saklıdır - Dönüşüm Konağı Psikoloji Enstitüsü - Kullanım Sözleşmesi
son aramalar son sözlük aramalar site haritası