Güveler elbiseleri nasıl kemirirse ,kıskançlıkta İnsanı öyle kemirir. (St.Chrys Ostom)
Kıskançlık, insanların en çok utandığı, gizlediği ya da gizlemeye çalıştığı duygulardan biridir,çünkü şiddeti ve yıkıcı fantezileri beraberinde getirir.Hangimiz kolay, kolay kıskanç olduğunu itiraf eder? Bazıları doğuştan kıskanç oldukları halde bunu gizlerler,sahip oldukları bu duygunun gizlenmesi ya da gizlenmeye çalışılması, insanlarda gerilim oluşmasına neden olur çünkü bu ilkel ve eğitilmesi gereken bir duygudur.Bastırıldığı zaman şüphe,aşağılık yada üstünlük kompleksi,dengesizlik, ilerlediğinde ise paranoya sözel yada fiziksel şiddete neden olabilir.
Kıskançlığı yapıcı ve yıkıcı olarak ikiye ayırabiliriz,
Yapıcı kıskançlıkta kişi, birinin güzel bir özelliği ile karşılaşıldığında, bundan dolayı içinde bir kıskançlık duygusu(haset)duymaz ,”onda olanın bendede olabilmesi için neler yapmalıyım, kendimi nasıl geliştirmeliyim” diye düşünür. Üniversite yıllarımda televizyonda konusunda tek olan bir ustanın Osmanlı koleksiyon bebekleri yaptığını gördüğümde kıskanarak ve hayran kalarak izlediğimi hatırlıyorum. Güzel sanatlara olan merakımdan dolayı derhal araştırmaya başlamış ve sonunda bu sanatın esas ustasına ulaşarak çalıştığı yere gitmiştim.Orayı ararken sorduğum birkaç kişi ,boşuna gitme ders vermez çok terstir senide kovabilir demişti.Buna rağmen çekine, çekine onun yanına girmiş ve biraz etrafa baktıktan sonra ben ders almak istiyorum deme cesaretini bulmuştum.Beni şöyle bir süzdükten ve ters, ters baktıktan sonra iyi cumartesi gel bakalım demişti.havanın çok karlı olmasına rağmen ben o cumartesi oraya gitmiş ve dünyaca ünlü olan bu ustayı şaşırtmıştım.Sonunda 2 sene yılmadan ders almış ve en çok istediğim şeylerden biri olan Osmanlı bebeklerini yapmayı öğrenmiş ve bu sanatı bilen 5-6 kişiden biri olmayı başarmıştım.
Yıkıcı kıskançlıkta ise kişinin ,başkasında gördüğü ve imrendiği şeyden bahsedildiğinde öfkelendiğini görürsünüz..Bunun altına onda var neden bende yok,o zaman ondada olmasın yatmaktadır.Akrabalık arası ilişkilere genellikle rastlanan mal mülk kıskançlığı özü budur.Böyle haset duygusu içinde olmak yerine,kişilerin o,bu noktaya gelmek için neler yaptı,ben neler yaparsam böyle başarılı olabilirim diye düşünerek ,olumsuz olan bu duyguyu olumlu hale çevirmesi olasıdır.
Konu ilişkiler olunca bir düşünür kıskançlık için aşkın olağan üstü sancılarından biridir demiştir. Kıskanç insan bir zamanlar kendisini sevmiş olan kişiyi sevendir.Bu partnerinin ne yaşadığını,ne hissedip, etmediğini hayal eder.Diğerinin sevgisinden şüphe eder ,kuşkuları ve kurguları ile ilişkiyi mahveder.Bazı terapilerin sonucunda, kıskanç kişilerin partnerlerine duydukları arzu ve sevgiden ziyade ilişkiyi kontrol etme isteklerinin ağırlık bastığı görülmüştür .Sağlıklı bir ilişki bağımlı değil ,karşılıklı bağlılığa, saygıya sevgiye,dostluğa,güvene,cinsel paylaşıma dayanan bir ilişkidir ve iki taraftan beslenir ,tek taraflı değildir.
Bir arkadaşım gittiği bir partide eski Sevgilisinin de geleceğini ve eşinin bundan rahatsız olacağını düşünerek endişe etmiş, bunu eşine söyleyerek rahatsız olup olmayacağını ,eğer problem olacaksa kalkabileceklerini belirtmiş.Eşinin bu olayı anlayışla karşıladığını ve bundan dolayı nasıl mutlu olduğunu anlatıyordu.Bu bağlamda kıskançlık özsaygımızın özgüvenimizin ve ilişkimizin sağlığını test eden bir duygu olarak karşımıza çıkmaktadır.Kıskançlığın altında reddedilme yada kaybetme korkusu vardır ve şu emirler yatar “beni terk edemezsin”, “Bütün sevgini istiyorum”, “yalnızca beni sev” , “benim için herkesten vaz geç”, “benim olduğum gibi ol”
Partnerin kıskanılması ,
1-partnerin aradaki güven ilişkisini zedeleyici bir şey yapmasına ,yada
2-Hiçbir şey yapmamasına rağmen onu kaybetme korkusuna dayalı olarak ortaya çıkar
Eğer kişi güveninizi sarsacak bir şey yapmışsa bütün kötü duyguların hepsini hissetmek gayet doğaldır ,bağırıp çağırmak çözüm değildir ve sonunda ilişkiyi tamamen tüketir,
Ancak kıskançlık duygusunu bastırıp affedeni oynamak bence daha tehlikelidir,çünkü kendi öz saygınızın ve benliğinizin yitirilmesine neden olur.Kendinize sorun ,aldatılan olmayı kabul ettiğiniz için kendinizi nasıl affedeceksiniz?.Adım adım depresyona girmek işte böyle başlar.Tepkisiz kalma sonucu partner eski alışkanlıklarını sürdürür ve siz uzakta ,işi bitince ayakların silindiği bir paspas gibi durursunuz.Her iki durumda da ister affedilsin, ister edilmesin insanlar birbirinden uzaklaşır.Yapılması gereken ilişkinin ciddi bir biçimde gözden geçirilmesidir.Neden bu ilişkiyi devam ettirdiğini sorgulamak ilk başlangıç olabilir,sevgiden mi?statüden mi?seks ve eğlence için mi?Ekonomik nedenlerden mi?
Eğer çıkar ilişkisine dayalı bir beraberlikse bu her zaman aldatma ve aldatılmaya mahkumdur,çünkü burada gerçek sevgiden bahsedilemez,bu durumda da taraflar fırsatını buldukları anda yeni ilişkiler deneyebilirler.Kıskanmak ve bu duygu içinde kavrulmaktansa ilişkiyi bitirmek ,hatalarımızı gözden geçirmek ve yeni ilişkimizde bunları tekrarlamamak en iyi çözümdür.
Kıskançlık ,geleceği geçmişte korumak ,şimdiyi de sonsuza kadar hareketsiz tutmak istemektir.
Haset başkalarının balını kendisine zehir etmektir. (Cenap Şahabettin)
Ayşe Esendal
Dönüşüm Konağı