Bütün insanlar üç sınıfa ayrılmıştır: Hareket ettirilemeyenler, hareket ettirilebilenler ve hareket edenler.
Ara

Üye Girişi

 

DENEYİMSEL TASARIM ÖĞRETİSİ BAŞARI PSİKOLOJİSİ PRACTITIONER EĞİTİMİ

Herkes hayatında mutluluk ve başarı ister. Ancak herkes bunları kazanacak ve koruyacak dönüşümü gösteremez. Bu hayatta bizi isteğimize ulaştıracak düşünce, davranış ve iletişim modellerini öğrenmek ve uygulayabilmek önemlidir.

devamı
DENEYİMSEL TASARIM ÖĞRETİSİ BAŞARI PSİKOLOJİSİ PRACTITIONER EĞİTİMİ

DENEYİMSEL TASARIM ÖĞRETİSİ BAŞARI PSİKOLOJİSİ MASTER PRACTITIONER EĞİTİMİ

Günümüz insanı her an bir problemle karşılaşıyor ve bu probleme çok hızlı bir şekilde bir çözüm üretmesi gerekiyor. İşte bu eğitim problemlerimize işe yarayan çözümleri üretmenin ve gerçekten olmak istediğimiz yere en kısa zamanda ulaşabilmenin yollarını bize sunuyor.
devamı
DENEYİMSEL TASARIM ÖĞRETİSİ BAŞARI PSİKOLOJİSİ MASTER PRACTITIONER EĞİTİMİ

DENEYİMSEL TASARIM ÖĞRETİSİ BAŞARI PSİKOLOJİSİ DİPLOMA EĞİTİMİ

Deneyimsel Tasarım Öğretisi Başarı Psikolojisi Diploma Eğitimi, 2 günlük bir ön eğitim programıdır. Katılımcılara Başarı Psikolojisi kapsamında ilk etapta alınabilecek bilgi ve yöntemleri aktarmak üzere dizayn edilmiştir.

devamı
DENEYİMSEL TASARIM ÖĞRETİSİ BAŞARI PSİKOLOJİSİ DİPLOMA EĞİTİMİ

AİLEDE HUZUR DİPLOMA EĞİTİMİ

Daha iyi bir aile birlikteliği ve Ebeveyn- Çocuk ilişkilerini programlama amaçlı dizayn edilmiş 2 günlük eğitim programıdır.

devamı
AİLEDE HUZUR DİPLOMA EĞİTİMİ

AİLEDE HUZUR/ EBEVEYN TUZAKLARI SEMİNER PROGRAMI

Ailede Huzur seminer programı, aktardığı bilgiler ve yöntemlerle, daha iyi bir aile birlikteliğine sahip olabilme yolculuğunda ebeveynlere destek olmayı amaçlamaktadır.

devamı
AİLEDE HUZUR/ EBEVEYN TUZAKLARI SEMİNER PROGRAMI

NASP ZİHİNSEL SİGARAYI BIRAKMA PROGRAMLAMASI

NASP - Zihinsel Sigarayı Bırakma Programlaması, sigara bağımlılığından kurtulmak isteyenler için dizayn edilmiş bir eğitim programıdır.

devamı
NASP ZİHİNSEL SİGARAYI BIRAKMA PROGRAMLAMASI

NASP ZİHİNSEL SİGARAYI BIRAKMA PROGRAMLAMASI TANITIM SEMİNERİ

21 Mayıs 2012

NASP - Zihinsel Sigarayı Bırakma Programlaması eğitimiyle ilgili ön bilgi veren bir seminer programıdır.

devamı
NASP ZİHİNSEL SİGARAYI BIRAKMA PROGRAMLAMASI TANITIM SEMİNERİ

HEDEF VE HEDEF BELİRLEME YÖNTEMLERİ

Bireyler ve kurumlar için hazırlanmış, doğru yöntemlerle ulaşılabilir hedefler belirlememize yardımcı olan bir eğitim programıdır.

devamı
HEDEF VE HEDEF BELİRLEME YÖNTEMLERİ

İLETİŞİMİN SİHİRBAZLARI EĞİTİM PROGRAMLARI

İletişimin Sihirbazları, Deneyimsel Tasarım Öğretisi Bilgi Teknolojisinden faydalanarak bireylerin iletişim becerileri daha da geliştirmek amacıyla dizayn edilmiş bir eğitim programıdır.

devamı
İLETİŞİMİN SİHİRBAZLARI EĞİTİM PROGRAMLARI
12

Kara Kutu

Kara Kutu

Meryem Hanım biraz endişeli, oturmuş pencerenin önüne ev halkının gelmesini bekliyor. Dışarısı buz gibi lapa, lapa kar yağıyor. Hava öyle soğumuş öyle bir kar bastırmış ki iş yerleri tatil edilmiş. Evlatlarının hepsi bu akşam onda toplanacak çok mutlu da ikisi şehir dışından gelecek endişesi de bu yüzden.
Ahmet Bey de en az Meryem Hanım kadar heyecanla bekliyor. Bütün gün yardım etmiş eşine, kolay değil en sevilen yemekler yapıldı bu gün. Koca balkabağını bölüp dilimleyip, çekirdeklerini kurumaya bıraktı, akşam sobanın üstünde kavrulacak. İkisinin de hayatta ki en büyük mutlulukları çocukları ve torunları. Hepsinin bu akşam bir arada olması tatlı bir heyecana sebep oluyor.
Büyük oğlan denizci yurt dışından gelmiş şimdi de baba evine ziyarete geliyor. Zorda olsa telefonda konuşurken, yeni çıkan bir aletten bahsetmiş onu almış getiriyormuş “televizyon”.

Yavaş, yavaş tüm ahali toplanmaya başlıyor. Soba her zamankinden harlı yanıyor tüm evin ısınması lazım ne de olsa. Büyük masa açılmış çocuklar için yer masası kurulmuş. Nefis köy peyniri ve yine köyden gelmiş mısır unuyla yapılan mıhlama masadaki yerini alır almaz herkes aynı şeyi söylemeye başlıyor.
-Herkes alacağını alsın ben en son alırım.
Bunun sebebi mıhlamanın bakır büyük bir sahanda pişirilmesi ve dibinin tutması. İşte o tutan kısmı yemek ise işin en güzel kısmı. Çocuklularından beri alışık oldukları bu tada hepsi talip o yüzden. Tatlı atışmalarla yemek yeniliyor, Meryem Hatun yine ayakta herkesin yediğinden emin olmak için. Onu masaya davet ettiklerinde cevap hiç değişmiyor;
-Siz yiyin ben doyuyorum.
Yemek faslı bitiyor ve beklenen büyük an geliyor. “televizyon” kutusundan çıkarılırken büyük oğlan anlatıyor bir taraftan;
-Radyonun görüntülü olanı gibi düşünün. Nasıl radyoda havadisleri dinliyorsanız burada da dinleyeceksiniz ama sunucuyu da göreceksiniz. Yabancı memleketlerde arkası yarınları da görüntülü yapmışlar. 
Beklenen an geliyor bağlantılar yapılıyor ve yayın başlıyor. Bir anda müthiş bir sessizlik oluşuyor. Nefesler tutulmuş sanki dünyanın sonunun tarihi verilecekmiş gibi izliyorlar. Tam da bu sırada Meryem Hanım elinde çay tepsisiyle içeri giriyor;
-Hadi bakalım gelinler siz de tatlıları getirin demesine kalmadan herkes,
-Şşşşşşt... görmüyor musun haber izliyoruz.
-Ha hay sanki hep izliyordunuz, tövbe, tövbe estağfurullah bu ne ayol! Şeytan icadı bunlar rahmetli dedem derdi “Öyle bir şey yapıp getirecek ki ondan başka bir şey görmeyecek gözler”. Ben sabahtan beri susturamadım şuncağızları bak nasıl da susuverdiler gördünüz mü?
Daha şimdiden başka bir şey görmez olmuş bunlar. Yok, hacı bey yok ben istemem çıkarın bu kara kutuyu evimden.
-Tamam, hacım tamam sen gönlünü hoş tut. Getirdiğin gibi götür oğlum şunu annenden kıymetli mi?
Bu akşamla alakalı hatırımda kalan son şey dedemin dayıma göz kırpmasıydı. Televizyon şeytan icadı mıdır bilemem ama insanlarda bağımlılık meydana getirdiği çok aşikâr. Bu sigara falan gibi de değil yani. Paket taşır gibi taşıyamıyorsun yanında(şimdilik). Televizyon varken aynı anneannemin dediği gibi gözler başka bir şey görmüyor. Çok enteresan ama insanların bazıları dizilere bağımlı yaşıyor. Bunu nasıl mı anlıyoruz? Dizilerin olduğu günlerde evlerinden çıkmadıkları gibi evlerine misafir kabul etmiyorlar. Gelenler ya benim izlediğim diziyi izlemiyorsa ya da sohbet etmek isterse diye bir düşünceye sahipler. Ama zaten misafir denildiğinde ilk akla gelen sohbet-muhabbet değil midir? Bu tarz insanlar “dizilerinin olmadığı” akşamlarda eş-dost ziyaretinde bulunuyorlar. Ancak yapılan sohbetlere baktığınız zaman falanca dizide babası kızını reddetmiş ama haklıymış. Dışarıdan bu konuşmayı duyan inanın ailesinden birini anlattığını zannedebilir. Öyle bir yerleşmiş ki hayatımıza insanlar kendilerinden biri gibi
görüyorlar dizi karakterlerini. Dizilerde yaşanılan olaylar o kadar normalleştirilmiş ki. Bir anne oğluna;
-X dizisinde p…yon da çalışan kadının adı neydi? diye sorabiliyor.
Baktığınız zaman aslında bizim inançlarımıza, kültürümüze, yaşam stilimize aykırı. Biz anne-babalar kendimizi o kadar kaptırıp izliyoruz ki bozulan ahlak sisteminin farkında bile değiliz. Hatırlarsanız eskiden televizyonlarda bu kadar müstehcen sahneler yoktu. Buna rağmen şimdilerde yine çok normal kabul edilen ama o zamanlarda ayıp sayılan sahneler çıkınca hemen kanal değiştirilirdi.
Düşünün eskiden komşularımız vardı akşamları çay içmeye gittiğimiz. Şimdi dizilerimiz ve oyuncularımız var. Eskiden mahallenin veya ailenin büyükleri kendi kızlarına oğullarına eş bulur gibi evlendirirlerdi bekâr gençleri. Şimdi ise televizyon ekranlarında eş buluyor bekâr gençlerimiz. Bizler bu gün geçmişimize bakıp eskiden çok mutluyduk diyoruz. Çünkü o zamanlarda bu kadar yoğun iş tempoları, maraton haline getirilmiş okullarımız yoktu. Bunlardan arta kalan zamanlarda hayatımızın önemli bir vaktini alan televizyon yoktu.

Şimdi bir düşünmenizi isterim bayramlar ve özel günler hariç. En son ne zaman tüm ailenizle bir araya gelebildiniz. Dedeler, anneanneler, babaanneler, ağabeyler, ablalar, kuzenler, yeğenler. Eğer bu sorunun cevabı hatırlayacağınız kadar yakınsa lütfen kendinizi ve ailenizi tebrik edin. Çünkü bu kadar bozulmuşluğun, bu kadar siyahlığın içinde bu tarz beyazlıklara ihtiyaç var.

Sevgiler…

DTÖ DESIGNER
Melike Katmer

Okunma Sayısı: 174  / Yorum Sayısı: 0
Bu yazıya daha önce yorum yapılmamış ?
Yorum
Üye olmak için tıklayınız...

Tüm Yazılar