Sevmek ister insan,
Hem bedelli olunca, daha da bir gitmek ister insan sevdiğine,
Kimseden kimseye dert yoksa tasa da yok der ya insan bazen,
“Herkesin derdinden bana ne” der ya bazen umarsızca,
Ki insan sevdiği ile birlikteyse kimseyi görmez ya gözü, belki umutsuzca,
İşte ben “Seni ölesiye sevmek isterdim” der ya bazen,
Ve hatta gitmek istedikleri yerde “O olmazsa, mutlu olamayacağım” der ya bazen
Bir de üzerine pazarlığa oturur ya, Yaratıcı ile, edepsizce,
“Sevdiğimi bana ver” derken kaybettiği sevgiyi görmeden peşinden koşar ya,
Ve insan kazandığını zannettiği yerde, kaybettiğini görmez ya,
Nice insanı ardında bırakarak geldiğinde sevdiğine veya sevdiğini zannettiğine,
“Günün kutlu olsun” diyerek sarıldığında ve karşılık bulduğunu zannettiğinde,
Ve bazen dert ettiğinde “Bugün ne giysem onun için” diye hayatı kendine zehrettiğinde,
Gün olur, asırlardır beklediğini zannettiğin insan ile birlikte dolaşırken sokakları,
Ve kendini test ettiğin vakitlerde sabahı ettiğin yalnızlığı,
“Evet doğru insan, o” dediği zamanlardaki yanılgıyı,
Ve “Asla o olmadan yaşayamam” dediğimiz hayatları,
Ne için terk ettiğimizi bilemediğimiz, gerçek yaşamları,
Ardımızda bıraktığımız insanları ve zannettiğimize, delice sarf edilen emekleri,
Bir gün adından bahsetmek bile istemediğimiz nice aşklar ile dolu bu hayatı,
Terk ettiğimizde veya terk edildiğimizde anlayacağız yanılgılarımızı.
Bir sabahın ardından ya da gece alaca bir karanlıkta,
Tek başına, kendinle baş başa ama yalnız olmayan biri,
Kimileri için yıkılış kimileri için yeni hayatın bir başlangıcı,
Kim bilir belki de tek olmak kadar yok insanı rahatlatan,
Ve insan "Kendimi dinliyorum artık” dediği zamanlarda bile,
Neyin ardından koştuğunu bilecek,
Ve kimden yana olduğuna karar verecek,
Kendinden bile vazgeçebileceği bir sevgiyi fark ettiğinde,
Tarafını belli edecek…
Kimin ateşinde taraf olduğunu bildirmen gerektiğinde,
Kendi ateşine su taşıdığının farkına varacak ve bir gün
Ona sorulduğunda hayatın içindeyken "Razıyım” diyebilecek ve ağlayacak
Ve belki de kardeşim dediği, karındaşından daha yakını olacak.
Belki bir ensar olacak, belki bir muhacir,
Dilleri farklı olacak belki milletleri ve hatta tenlerinin renkleri
Ortak olan sema altında elleri birlikte açılırken aynı tarafta olduğunu,
Bilmek için değil artık bakışlar, sadece secdeyi sevmek için,
Kaç yaşam gördü ki bu kadar içten duayı,
Ve belki de o seni kurtaracak ve sen de onu, bilmeden adını
Utanmadan bakacağız birbirimize, O’na doğru yürürken,
Ve aynı anda edilen secdeye, şahitlik edeceğiz yanı başımızdakine ve o da bizimkine
Siyahın şahitliği ile güç kazanırken şeytan
O gün birlikte taşlayacağız, küçük ya da büyüğünü Hz. İsmail’i anarken
Ve onca şeyden sonra sorarım herkese
“Sevmek nedir? Ey insan”
DTÖ DESIGNER
Altuğ Gececi