Bütün insanlar üç sınıfa ayrılmıştır: Hareket ettirilemeyenler, hareket ettirilebilenler ve hareket edenler.
Ara

Eğitim Duyuruları

KORKULAR korkular Korkular... / Merak Ettikleriniz

KORKULAR korkular Korkular...

Korku, içinde bulunulan durum tehlikeli olarak düşünüldüğünde
verilen bir tepkidir. İnsanlar, doğal olarak tehlikeli olduğunu
düşündükleri durumlardan korkarlar ve uzak kalmaya, olanağı varsa
da kaçmaya, kendilerini korumaya çalışırlar. Dolayısıyla da;
korku, kişiyi koruyan, zaman zaman da kaçınmasını gerekli kılan
bir tepki olabilir. Örneğin; çocukların ateşten korkması ve
yaklaşmaktan kaçınmaları gibi.

Çoğu zaman neden korku tepkisini verdiğimizi açıklamakta güçlük
çekebiliriz, çünkü bizi korkutan ,nesne ya da durumun kendisinden
çok onunla ilgili edindiğimiz fikirlerdir. Bu fikirler; anne- baba
veya diğer kişilerden edinilen fikirler olabileceği gibi, insanın
beşiğinden getirdiği düşünülen korkular da olabilir. Annesi
köpekten korkan bir çocuk, genetik olarak bu korkuya sahip
doğabilir veya annenin davranışlarını model alarak o da köpekten
korkmaya başlayabilir ve kaçmaya çalışabilir. Deprem, sarsıntı,
fırtına gibi korkular hemen hemen herkes tarafından paylaşılan,
bir noktaya kadar da gerçekçi olabilen korkulardır, bu korkuların
abartılı olarak yaşanması hastalıklı bir durum olarak
değerlendirilebilir.

Hastalıklı olarak nitelenebilen korkular ise; normal olarak
algılanan bir nesne ya da durumun kişi tarafından tehlikeli olarak
düşünülmesi sonucu gelişen korkulardır. Örneğin; ?tek başıma
dışarı çıkarsam çarpıntım olur, yığılır kalırım, herkes bana
bakar? düşüncesi giderek kişiyi tek başına dışarı çıkmamaya,
mecbur kalıp çıktığında ise bu düşüncesinin etkisiyle aklına
gelenleri yaşamaya itebilir, böylelikle bu hatalı düşünce
doğrulanmış olur. Bir başka örneğe bakalım.; topluluk içinde
konuşmaktan korkan bir kişi, topluluğa girdiğinde yüzünün
kızaracağını, ellerin titreyeceğini, bu halinin herkes tarafından
fark edileceğini ve ayıplanacağını, değersiz bulunacağını düşünür.
Bu düşüncelerle girdiği toplumda gerçekten yüzü kızardığında
performansı düşecek, hareketleri donuklaşacak, doğallığını
kaybedecek ve bu haliyle de ortamda hoş olmayan bir izlenim
uyandırabilecektir.

Korku tepkisinin oluşumunda, yaşanan olumsuz olaylar kadar (köpek
ısırması sonucu köpekten, hatta bütün hayvanlardan korkma,
asansörde kaldıktan sonra bir daha asansöre binememe gibi.)
televizyon, gazete, eş-dosttan edinilen bilgilerin de rolü
olmaktadır; yılanı hiç görmemiş birinin yılanın lafından,
televizyondaki görüntüsünden bile korkması gibi.

Korku duyulan durumda veya nesneden kaçmak veya uzak durmaya
çalışmak, bu fikrin doğruluğunu test etme şansını ortadan
kaldırır. Yanlış olup olmadığı test edilemeyen bu fikrin
uyandırdığı korku ve sonucunda gelişen kaçınma davranışı kişiyi
rahatlattığında ise bu fikir doğru olarak kabul görür. Giderek
korkular kuvvetlenerek devam eder ve kişinin hayatını zorlaştırır
ve bazen çekilmez hale getirebilir. Örnek vermek gerekirse;
yükseğe çıkmaktan korktuğu için üst katlarda oturan arkadaşlarını
ziyaret edemeyenler. Köpekten korktuğu için sürekli yolunu
değiştirmek, hatta uzatmak zorunda kalanlar, hayvanı olan arkadaşı
olanların evine gidemeyenler, tek başına dışarı çıkamadığı için
evinin alışverişini yapmak için birini beklemek zorunda olanlar
veya topluluk önünde konuşamadığı için kazandığı ödülü alamayanlar
ya da iş görüşmesi yapamayıp işsiz kalanlar. Örnekler böyle uzayıp
gitmekte. Bu aşamadaki korkular fobi adı verilen bir ruhsal
hastalığa dönüşmüşlerdir artık.

Korkular kuvvetlendikçe, kişiler korkularını içinde bulundukları
duruma bağlamakta ve bu tepkilerini yenmek için bir çaba sarf
etmemektedirler, bu çabasızlık korkuları daha da arttırır. Oluşan
kısır döngü, kişiyi çaresizliğe ve hatta kontrolsüzlüğe iter. Kişi
korkusuyla baş edemeyeceğini, kendi becerileriyle
kurtulamayacağını düşünmeye başlar. Sonuç ise; çoğunlukla korku
yaratan durumdan kaçarak veya uzak kalarak kurtulmak ve
çaresizliği kabullenmek şeklinde olur. Bir örnekle açıklamaya
çalışalım; yüksekten korkan kişi , yüksek bir yere çıkarsa,
düşebileceğini, kontrolünü kaybedip düşebileceğini ,
bayılabileceğini düşünür. Bu düşünceler içinde yüksek bir yere
çıkmak zorunda kalırsa, soğuk soğuk terlemeye, elleri titremeye,
kalbi hızlı hızlı çarpmaya, ağzı kurumaya ve her yeri uyuşmaya
başlayabilir. Bu belirtiler kişinin ?bayılacağım? düşüncesini
kuvvetlendirir ve kişi bu durumu kontrol edemeyeceğini düşünerek
kendini çaresiz hisseder, korkusu daha da artar ve bir an önce o
ortamı terk etmeye çalışır. Yükseklik korkusu katmerlenmiştir
artık, bir daha yükseğe çıkmayı denemek neredeyse imkansız hale
gelmiştir.

Korkunun Sonuçları:

Korkulardan kurtulmak için seçilen yaygın yöntemlerden biri olan
kaçmak; kişinin korku duyulan ortamı bir daha değerlendirmesine,
geliştirdiği fikrin doğruluğunu test etmesine engel olur. Topluluk
önünde konuşmaktan korkan kişi; başkalarının onunla alay
etmediğini görme şansını, çoğu zaman hemen ortamı terk ettiğinden,
kaçırır; ya da o ortamda kalmak zorundaysa, ilgisi başkalarından
çok kendisinin ne kadar aptal, beceriksiz göründüğünü düşünmeye
yöneldiğinden başka insanların ona nasıl davrandığını göremez.

Bazı kişiler, korktukları nesne veya durumu hayatından
uzaklaştırmanın en güvenilir ve rahatlatıcı çözüm olduğunu
düşünebilirler, böyle davranarak belki artık korkmamakta, ancak
yaşamları da belli kısıtlılıklar içinde olmaktadır. Tek başına
dışarı çıkamayanların yalnız başına gezme, sadece kendi
istedikleri yere gitme özgürlükleri kalmamıştır; kapalı yerlerde
kalmaktan korkanlar sinemaya, tiyatroya gidemezler, yolculuk
yapamazlar; köpekten korkanlar sokakta rahat yürüyemezler; kandan-
enjeksiyondan korkanlar gerekli olduklarında, hastaneye
gidemezler, tedavi olamazlar ve hatta hamile bile kalamazlar.
İnsanlarla konuşurken yüzünün kızaracağından korkan kişi, iş
edinemeyecek, arkadaşlarıyla ilişki kuramayacak, karşı cinsle
birlikte olmakta çok güçlük çekecektir. Kişiler normal yaşamın
gereği gibi yaşayamadıkça giderek kendilerini daha beceriksiz,
yaşamdan kopuk hissetmeye başlayacaklardır. Sonuçta, kendini
çaresiz, değersiz, yalnız, geleceği ümitsiz, yaşamı anlamsız
hissetmeye başlayabilirler.

Korkudan kaçmayı alışkanlık haline getiren kişi, herhangi bir
sorunun çözümü için gerekli olan sorun çözme becerilerini
geliştirme fırsatını kaçırmış olabilir, sorunlar karşısında baş
etme gücünü kendinde bulamayarak kendine daha az değer vermeye
başlayabilir.

Korkuyla Baş etme Yolları:

Korku uyandıran durum veya nesneden kaçmama kararı almak korkuyla
mücadelede ilk ve en önemli adımdır. İlk defa cesaretle korkuyu
oluşturan fikirlerinizi test etmeye ve bu fikirlerle yüzleşmeye
karar verdiniz. Bu ilk deneyim sırasında ?Bunu yapabilirim? ?Başta
zor olsa bile üstesinden gelebilirim? gibi destekleyici
düşüncelerin önemi büyüktür, bir yandan da zihninize doluşabilecek
olumsuz düşüncelerle de mücadele etmeniz gerekecek. Bu mücadele bu
düşünceleri durdurmak veya uzaklaştırmak değil de, aksine onları
sürekli akılda tutup yarattıkları sıkıntının azaldığını görmek
şeklinde olmalıdır, sıkıntıdaki azalmayı hissedene kadar tekrar
tekrar bu düşünceleri aklınıza getirmeye çalışın. Zaman zaman ilk
mücadeleleri yaparken, korku yaşamayan bir yakınınızdan yardım
almanız yararlı olabilir.

Korkularla mücadele etmeye karar verdikten sonra ikinci adım;
mücadeleye en az korku uyandıran durumdan başlamaktır. En az korku
uyandıran durumda sıkıntınızı ve korkunuzu yendikten sonra giderek
daha korkutucu olan durumlarla mücadele etmeye başlayabilirsiniz.
Bir örnek verelim. Kapalı yerde kalmaktan korkuyorsunuz, bu
nedenle . asansöre binemiyorsunuz. Bu korkunuzla mücadeleye
asansöre binip 7. kata çıkmakla başlarsanız, büyük olasılıkla
asansörü birinci katta durduracak ve eskisinden daha çok korkarak
ve daha sıkıntılı biçimde inecek ve bir daha asansöre binmeyi
denemek bile istemeyeceksiniz. Oysa, önce asansörün kapısını
kapatıp, düğmeye basmadan sıkıntınızın geçmesini beklerseniz ve
sıkıntınızın azaldığını veya en azından kontrol altına aldığınızı
görürseniz asansörün düğmelerine basabilmek için cesaret
toplayabileceksiniz. Daha sonraki günlerde birinci kata ve sonraki
günlerde de daha üst katlara çıkmayı deneyebileceksiniz.
Korkularınızın üzerine aşamalı biçimde gidebilirseniz ve her
aşamada sıkıntınızın azalıp, kendi üzerinizdeki kontrolünüzün
arttığını görürseniz, cesaretiniz ve kendinize olan güveniniz
artacaktır. Başlangıçta yapmanın çok korkutucu ve bu nedenle de
çok zor olduğunu düşündüğünüz bir eylemi kolaylıkla yapmış
olacaksınız.

Alıştırmalara başladığınızda korku ve sıkıntı duymanız kaçınılmaz
bir durumdur. Korku duymaktan korkmayın, hatta korkuyu davet edin.
Korku ve sıkıntınız çok şiddetli ise;

Ara verin, ortamı kısa bir süre için terk edin.

Hissetmekte olduğunuz terleme, titreme, çarpıntı gibi
belirtilerin size zarar vermeyeceğini düşünün.

Korku ve sıkıntın<ızın giderek azalacağını düşünün.

Dikkatinizi başka yere çekmeyin. Böyle yaparsanız korkunuzla
nasıl baş edebileceğinizi öğrenemezsiniz.


Korkuyla baş etme sürecinde diğer önemli bir etken de baş etme
becerilerinin gelişmemiş veya kaybedilmemiş olmasıdır. Topluluk
içinde konuşmaktan korkuyorsanız, öncelikle kendinizi ifade etme
becerilerini geliştirecek etkinlikler yapın ve sonra bu becerileri
topluluk içinde test edin. Başlangıçta böyle becerileriniz olduğu
halde, korkularınız nedeniyle bu becerileriniz topluluk içinde
test edilemediğinden körelmiş olabilir, onları tekrar kazanın ve
deneyin. İlk seçeneğiniz ortamın göreceli olarak daha güvenli ve
sıcak bir ortam olması işinizi kolaylaştıracaktır.

Seçilen baş etme yönteminin veya bulunan çözümün kişiden kişiye
değişebileceğini unutmamak gerekir. Önemli olan bulunan çeşitli
çözüm yollarını değerlendirebilecek kadar esnek ve geniş görüşlü
olmaktır. Öncelikle sorunu tanımlamak ve sonrasında da çeşitli
çözüm seçeneklerini ortaya atmak gerekir. Her çözümün artı ve
eksilerini ve kişiye ve becerilerine uygunluğunu değerlendirdikten
sonra kişi kararını verir.

Özet olarak; korkunuzun sizi esir alması yerine onu kontrol etmeyi
denerseniz, onunla baş etmekle kalmayıp kendinizi daha yeterli,
daha becerikli ve daha güvenli hissedeceksiniz. Kazandığınız bu
değerler sadece korkunuza yönelik değil, yaşama yönelik çok önemli
kazançlarınız olacak ve gelecekte yaşayabileceğiniz sorunlarla
nasıl baş edebileceğinize dair bir fikrinizin olmasını
sağlayacaktır.

Korkuyla baş ederken

Sorumluluğu üzerinize alın.

Korkunuzu net olarak tanımlayın.

Korkuyu davet edin

Korku duyduğunuz anda aklınıza gelen sıkıntı verici düşünceleri
tekrar tekrar aklınıza getirin ve akla geldiklerinde oluşan
sıkıntının azalmasını bekleyin.

Korku uyandıran nesneyi veya durumu aşamalı olarak ele alın.
Mücadeleye en az korku/ sıkıntı uyandıran durumdan başlayın ve
giderek daha korkutucu olanlara geçin.

İlk denemelerde sıkıntı olacağını ve bu sıkıntınızın ancak korku
uyandıran durum veya nesneden kaçmayarak ortadan kalkabileceğini
unutmayın.

Kendinize mutlaka bu şansı tanıyın.

İlk alıştırma başarılı olmamış olabilir, bir daha deneyin.

İlk başarılı alıştırma sonrasında biraz daha fazla korku
uyandıran bir durum veya nesneyi seçerek alıştırmalara devam
edin.

Daha önce hiç yapamayacağınızı düşündüğünüz şeyleri yapmaya
başladınız, kendinize olan güveniniz artacak

Çevrenizdekiler sizdeki olumlu değişiklikleri fark edebilecek.


Ne zaman bir uzmana başvurmalısınız;

Dayanamayacak kadar şiddetli korku, panik, baygınlık hissi
oluyorsa;

Kendinize veya çevrenize zarar verme isteği duyuyorsanız;

Öfke nöbetlerinizi kontrol etmekte güçlük çekiyorsanız,

Yaşama umudunuz kalmamışsa, sık sık aklınıza ölüm düşünceleri
geliyorsa,

Bu şikayetleriniz nedeniyle alkol veya sakinleştirici ilaç
kullanıyorsanız;

Sıkıntı, gerginlik gibi şikayetlerinizde artma oluyorsa

Moraliniz oldukça bozuksa, canınız hiçbir şey yapmak istemiyorsa

Bütün denemelerinize rağmen korkunuz, yaşamınızda hala sorun
yaratabiliyorsa veya bu denemeleri herhangi bir nedenle
yapamıyorsanız,
Bir uzmana başvurmanız yararlı olacaktır.


Dr. Özlem Mestçioğlu

Okunma Sayısı: 0  / Yorum Sayısı: 0
Bu yazıya daha önce yorum yapılmamış ?
Yorum
Üye olmak için tıklayınız...