Mum dibine ışık vermez.
Ara

Eğitim Duyuruları

İletişim Kurma Yeteneği Nasıl Geliştirilir? / Merak Ettikleriniz

İletişim Kurma Yeteneği Nasıl Geliştirilir?

Günümüz insanı ?Bilgi Çağı' adı altında aşırı bir bilgi yüklemesi ve bilgi patlaması ile karşı karşıyadır. Bu her seviyeden aşırı bilgi yüklemesi günümüz modern toplumlarında farkında olmadan, sosyal ve etik bir problem olarak bilgi eksikliğinin yerine konmaya çalışılmaktadır ama göz ardı edilen bir gerçek var. Çünkü aşırı yüklenmeyle tıpkı her bulduğunu yiyen biri gibi bu seferde bireyler bilgi kirlenmesine uğramakta, kafaları büsbütün karışmakta ve bu karmaşayı aşmak için zorlanmaktalar. Yani bir tür modern Babil Kulesi gerçekliği yaşanıyor ve kimse birbirinin ne dediğini anlamıyor, duymuyor. Çok fazla gerçeklik var ve temel ilkeler konusunda herkesin düşünceleri ayrı, çağ gereği bunları söylemek de, doğal olarak gerekli ama bu karmaşa bazı insanlar üzerinde büyük bir baskı yaratıyor ve görüyoruz ki, sadeleşmek ve temel prensipleri yeniden anımsamak içinde ayrıca bir sözlü iletişime yani terapiye gereksinim duyulabiliyor.

Günlük yaşamın patırtı ve gürültüsünden uzak yaşamayı başaramadığımız sürece zihnimizi dağıtan dış etkenleri yaşamımızdan eleyebilmek için yapabileceğimiz fazla bir şey yoktur ki; günümüz modern yaşamı nedeniyle de zaten her şeyden kaçmak ve uzaklaşmak da doğru değildir. Bilgi patlamasının bütün hoş taraflarının yanında, sadece birkaç tuş kullanarak tonlarca bilgi edinebilmek heyecan verici ve kişi için elverişli bir durum, ayrıca kablolu televizyon kanallarının çoğunu izlemekte son derece eğitici ama seçme özgürlüğümüzü yaşam kalitemizi yükseltmek için doğru kullanmak şartıyla!

Bireysel gelişimimizi ve yaşama karşı duruşumuzu zorlayan sadece gürültülü bir çevre, alışveriş merkezindeki inanılmaz geniş seçim olanakları, her bireyde gerekenden fazla adet bulunan kredi kartları, aynı anda birden fazla işi yapma, aşırı bilgi yüklemesi ya da uzaktan kumanda aleti değildir. Öz varlığımızı ve daha iyi bir dünya için umutlarımızı tehdit eden faktörler aslında görmekte çok zorlandığımız, içsel zihin dağıtıcılarımızdır. Zaman takıntısı, hız ve iş konusundaki açgözlülük, insanlara ve değişime yönelik önyargı ve nefret, utangaçlık, sürekli ego tatmini peşinde koşmak, yalnız kendini düşünmek, kendi kendine yapılan negatif konuşmalar, had safhadaki seçenek sayısı, gelecek takıntılarının yanı sıra geçmişi eşeleyip durmak ve geçmiş yaşanmışlıkları ya da inançları sürdürebilmek için yoğun gayret içinde olmak, bu nedenle de bugüne ve her gün yeniden oluşmakta olana uygun davranmamak.

Bütün bunlar bizim birbirimizle bağ kurmamızı, birbirimizi anlamamızı ve uyum içinde yaşamamızı tehlikeye atan yanlış davranış kalıplarıdır ve sevgiyle, nezaketle yerlerine yeni davranış ve düşünüş kalıplarının yerleştirilmesi genel toplumsal ve bireysel sağlık için çok ama çok önemlidir.

Şunu da açıkça itiraf etmeliyiz ki, çok şikayet etsek de medyanın ve teknolojinin getirdiği gürültü ve zihin dağıtıcı özellikteki bombardımanı, kendi içsel gürültü düzeylerimizle kıyaslandığında oldukça sönük kalmaktadır. Eğer kendimizde dahil olmak şartı ile her gün ilişkide bulunduğumuz kişilerin beynine ses ve görüntü verici bir iletişim sistemi kurulabilseydi; zihinlerinden çıkan sinyallerin negatiflikleri, kaos ve gürültünün yüksekliği, sorgulamaları, görsel değerlendirmeleri, kendi görünümleri ile ilgili kompleksleri, geçmişle veya gelecekle ilgili düşünceleri ve bazı konularda duydukları korku karşısında şok geçirirdik. Bu durumda da muhtemelen bizimle ve kendileri ile ilgili böyle şeyler düşünen kişilerle beraber olmayı istemezdik ama kendimizden kaçamayız ki! Öyleyse bu dönem bireylerin karşılarındaki kişilerle değil de öncelikle kendi içsel gelişimleri ile ilgilenecekleri bir dönem, kendini eğitemeyen, kendi içgüdülerine egemen olamayan bir insan bir başkasına asla yardımcı olamaz hatta bırakın yardımı onunla gerçek bir iletişim bile kuramaz.
Karşımızdaki insanı yeterince anlamıyor, hissedemiyor, onunla empati kuramıyor oluşumuzun temel nedenlerinden birisi de içsel gürültü seviyelerimizin yani içsel kavgalarımızın, dirençlerimizin çok değişken ve rahatsız edecek kadar yüksek olması ve bundan dolayı da diğerlerinin duygularını, hissettiklerini, isteklerini ya da bizimle paylaşmaya çalıştıkları çeşitli halleri örtmeleridir. Karşı tarafın mesajı bizim zihinsel karışıklığımızın barajını ancak bölük pörçük bir şekilde aşabilmektedir.
Buradan da anlaşılıyor ki, hem iş, hem sosyal çevre hem de özel yaşamda başarılı olmak isteyenler; evlerinin önünü süpürmeye kendilerine has bir metot bularak bir an önce başlamalılar.
Bireysel gelişim gayretlerinize daha fazla zaman ve para harcamadan önce neyi elde etmeyi umduğunuzu kendinize sorun ve gerçekçi beklentiler oluşturun ki, zamanınızı ve paranızı boşa harcamış duygusu yaşayıp, bu metotlara duyduğunuz güvende sarsılma olmasın. İşte bazı gerçekçi beklentiler;
- Kendiniz dışındakileri anlama, hissetme, algılama ve doğru iletişim kurma yeteneğinizde bugünden itibaren bazı değişimler yapmaya başlamayı bekleyebilirsiniz; bunlar, uzun süre kalıcı olacak ve yaşamınızın geliştirmeniz gereken diğer yanlarını da etkileyecek olan değişimlerdir.
- Kendi iç sesinizi dinlemeyi başardığınızda, dürüst ve doğru bir araştırma ile derin bir analize bile gerek duymadan niçin bazı durumlarda iletişim kurmakta sorun yaşadığınızı ve bunun üstesinden gelmek için ne yapabileceğinizi bulacaksınız.
- İletişim kurma,empati yapma ve kendinizin dışındakileri anlama şeklinizle ilgili yapacağınız bu değişimlerin diğerlerine de fayda sağladığını göreceksiniz.

Kaynak:astroset.com

Okunma Sayısı: 0  / Yorum Sayısı: 0
Bu yazıya daha önce yorum yapılmamış ?
Yorum
Üye olmak için tıklayınız...