Kaptanın ustalığı deniz durgunken anlaşılmaz.
Ara

Eğitim Duyuruları

Temsili Demokraside Seçim ve Siyasal Partiler

Temsili Demokraside Seçim ve Siyasal Partiler

Türkiye gibi temsili demokrasilerde egemenliğin tek meşru kaynağı olan millet, bu egemenliğini kendisini temsil eden organlara devretmektedir. Bu organların oluşturulup iş başına geçirilmesi ise ?seçim? yoluyla olur. Seçilenler kendilerini seçenleri değil, tüm milleti temsil edeler. Bireylerin seçimlere katılmaları demokratik siyasetin ayırt edici özelliğidir. Çoğu demokrasi teorisyeni, bireylerin demokratik sürece önemli ölçüde ilgileri olmadan demokratik sürecin amaçlarına ulayabilmesinin mümkün olmadığını ileri sürerler. Seçimlere bireylerin katılımı ve ilgisi, aynı zamanda demokratik meşruluk duygusunun güçlendirir ve bu da şiddeti sınırlayıp düzenli yarışma yollarını ortaya çıkarır. Her ne kadar oy verme, bireylerin siyasete ilgilerinin sadece bir biçimi ise de, bu konu siyaset biliminde ve demokratik işleyişte merkezi bir yer işgal etmektedir. Zira bireysel düzeyde oy verme ?siyasal ilgilinin? ve dolayısıyla da katılmanın önemli bir biçimidir

Tabiidir ki, siyasal partisiz modern bir siyasal hayat düşünülemez. Siyasal partiler, siyasi hayatın adeta birer motorudurlar. Belirli bir program çerçevesinde bira araya gelen ve iktidarı elde etme ya da en azından paylaşma yoluyla amaçlarını ve tercihlerini uygulama fırsatı arayan kuruluşlar olarak ifade edebileceğimiz siyasal partiler, günümüz siyasal yaşamında bireylerin oy verme yoluyla ülke siyasetini, kamu politikalarını belirleme hususundaki demokrasinin ruhundan gelen doğal yetkilerini kullanabildikleri birer mekanizmadırlar. Siyasal partiler de, diğer sosyal örgütler gibi bir piramidi andırırlar. Siyasal partilerin en aktif grubunu militan ya da partizanlar oluşturur, bunları daha pasif olan kayıtlı üyeler ve nihayet seçmenler (taraftar veya sempatizanlar) takip eder.

Siyasal partiler, bireylerin oy vererek ülke siyasetini belirleyebildikleri birer ara mekanizma olmakla birlikte, siyasal katılma olgusuna sadece demokrasinin gereği birer kuruluş olarak etki etmektedir. Bazı partiler belirli bir tabakayı hedef alırken, bazısı kitleye hitap ederek, bireylerin büyük bölümünün katkısın sağlama arzusundadır. Ancak temelde bütün partilerin belli başlı görevleri seçimlerde aday göstermek, kamuoyu oluşturmak halkı sandık başına çekmek, hükümeti denetlemek ve tenkid etmek, bizzat hükümetin sorumluluğunu taşıma ve bu vesileyle atanmışlar üzerinde seçme ve kontrol yetkisidir.

Görülüyor ki, önceki bölümlerde ifade ettiğimiz değişik katılma boyutları bir tarafa, temsili demokraside seçimler yoluyla katılma, en etkin yoldur. Ancak, gerek seçim periyodlarının uzunluğu, gerek seçmenlerin yeterli siyasal kültüre , altyapıya sahip olup olmadıkları sorunu ortaya çıkınca. üstelik seçmenlerin, demokrasinin özünde bulunan ?halk? kavramıyla ne kadar örtüştüğü tartışılırsa, siyasal partiler, seçim sistemi ve bu yolla demokrasinin (pek tabi, ideal demokrasinin) ne ölçüde işletildiği sorunu gündeme gelecektir. Zira, seçim yoluyla katılma boyutunda, demokrasinin bir ?milli irade? tezahüründen ziyade, bir ?seçmen çağındaki bireylerin siyasi tercihlerinin? tezahürü olduğu fikri savunulmaktadır. Yine de, bütün boyutlarıyla, katılma, devleti kamu yararına yöneltmenin büyülü anahtarıdır, aynı zamanda devletin kendi çıkarı için toplumu ezmesinin de panzehiridir.

Okunma Sayısı: 1973  / Yorum Sayısı: 0
Bu yazıya daha önce yorum yapılmamış ?
Yorum
Üye olmak için tıklayınız...