Mum dibine ışık vermez.
Ara

Eğitim Duyuruları

Sınıfta Motivasyon

Sınıfta Motivasyon

Güdülenmeyi Etkileyen Kişisel Etkenler
Güdülenme; biliş, davranışlar, çevre ve diğer kişisel etkenlerin etkileşimi sonucunda ortaya çıkmaktadır. Burada sözü edilen kişisel etkenleri dört grupta toplamak mümkündür. 1) Uyarılma 2)İhtiyaçlar 3) İnançlar 4) Amaçlar ( Selçuk, 2000, s.217)

Uyarılma ve Kaygı
Genel uyarılmışlık hali, organizmanın verimli bir öğrenme sağlayabilmesi için hazır ve tetikte bulunmasıdır. ?Canım ders çalışmak istemiyor? diyen öğrenciler aslında yeterli uyarılmışlık seviyesine ulaşamamıştır(www.modbek.8m.net/motivasyon.htm). Kantinde ya da yatakta ders çalışmak, bireyin genel uyarılmışlık haline girmesini, dolayısıyla öğrenmesini güçleştirmektedir. Uyarılma belirli bir noktaya geldiğinde optimal seviye öğrenme için ideal olandır. Kaygı içinde bunları söylemek mümkündür (Selçuk, 2000, s. 217)

İhtiyaçlar
İhtiyaç arzulanan veya gerekli olan bazı şeylerin eksikliğidir. Eksiklik algılanan ya da gerçek olabilir. İhtiyaçlar basit ve somut olabileceği gibi karmaşık ve soyut da olabilir (www.modbek.8m.net/motivasyon.htm). Maslow'a göre güdülenmenin temelinde ihtiyaçlar vardır.Maslow, güdüleri birincil ve ikincil güdüler olmak üzere ikiye ayırmaktadır. Birincil güdüler organizmanın açlık susuzluk gibi hayati ihtiyaçlarından kaynaklanır ve fizyolojik dürdüler olarak adlandırılır. İkincil güdüler ise, bireyin daha çok sosyal çevrede edindiği güdülerdir (Selçuk, 2000, s. 217)....

Başarı Güdüsü
Temel ihtiyaçlarla ilgili, insanların çeşitli güdüleri vardır. Başarı güdüsü insan yaşamında önemli bir yer alır. Başarıda ulaşılacak hedef vardır. Birey bu hedefin standardını belirler. Gerekli faaliyetlerde öğrencinin eriştiği başarı düzeyi, kararlaştırılan standartlara ulaşır ise o öğrenci başarılıdır. Eğer standartların ise öğrenci başarısıdır. (Ülgen, 1995, s. 64).

?Burada ifade edilen güdü başarı umudu ile başarısızlık korkusu arasındaki çalışmanın sonucudur ? ( Selçuk,2000, s. 218).

Örneğin; Öğrenci belli bir düzeyde başarılı olmayı düşünüyor ? A ? notu olmak için çalışıyorsa başarı düzeyi üst düzeydedir. Ancak öğrenci başarısızlıktan korkuyor, dersten kalır notu almamak için çalışıyorsa başarı düzeyi düşüktür ( Ülgen, 1995, s. 64 )

İnançlar
Literatürden yeteneklerin kararlı ve denetlenemez olduğunu ifade ederler, bazı görüşler de yeteneklerin çabayla geliştirilebileceğini ifade eder. Diğer yanda yetenekle ilgili inançlarda gelişimsel farklılıklar vardı (www.modbek.8m.net/motivasyon.htm).

Küçük yaştaki çocuklar yetenekleriyle ilgili olarak iyimserdir ve yüksek bir başarı beklentisi içindedirler, 7-9 yaşlarında ise çaba ve yeteneğin aynı olduğuna inanırlar. Bu yaşlarda çocuklar zeki insanların çok çalıştığını, çok çalıştıkları içinde zeki olduklarını düşünürler. Bununla beraber öğretmenlerinin kendi yeteneklerine ilişkin fikirlerinden oldukça etkilenirler (Selçuk, 2000, s. 220)....

Amaçlar
Öğrencilerin derslerle ilgili amaçları, onların güdülenme düzeylerini etkilemektedir (www.modbek.8m.net/motivasyon.htm). Etkili bir amaç kısa vadeli ve özgül olarak öğrenilecek konuyla ilgili olmalıdır. ?Bundan sonra daha sıkı çalışacağım ? şeklindeki bir aracın gerçekleşme ihtimali oldukça düşüktür. Başarı şansı düşük olduğu için başarısızlık yaşantısının sık sık geçirilmesine yol açar öte yandan, ?Bu sayfada yer alan 10 soruyu cevaplayıp açıklamalı çözümlerini defterine yazacağım? gibi bir amaç kısa vadeli, doğrudan konuya yönelik ve nicel bir amaçtır. Ve gerçekleşme ihtimali daha yüksektir ( Selçuk, 2000, s. 221). Öğretmenler öğrencilerin amaçlarına bakarak onların güdülenme düzeyleri ve amaçlarının gerçekleşme düzeyleri hakkında değerlendirme yapabilirler (www.modbek.8m.net/ motivasyon.htm).

Motivasyon;? Davranışı başlatan, yön veren, devam ettiren veya belli bir davranışın tercih edilmesini sağlayan güçtür? (Karip, 2003, s. 116).... Öğrenmeyi açıklamaya çalışan psikologlar hemen hepsi öğrenmede güdülenmenin önemi üzerinde birleşmişlerdir. Öğrenme çaba isteyen bir oluşumdur. İnsanlar faaliyete sürükleyen etmenlerde güdüler, ihtiyaçlar gibi iç uyarıcılardır (Baymur, 1994,s.185). Aşağıdaki örneklerle bu kavramı inceleyelim ;

Ayşe,orta okul ikinci sınıf öğrencisi;Sosyal Bilgiler dersine karşı daha ilgilidir. Derse hazırlıklı gelir, söz hakkı alır, öğretmenine soru sorar,tartışmalara katılır. Derse karşı tükenmez enerjisi vardır. Ali de Ayşe ile aynı sınıftadır ancak derse Ayşe kadar istekli değildir. Derste söz hakkı almaz, derse düzenli olarak devam etmez,bu dersle hiç alakası yok gibidir, öğretmen Ali?nin derse dikkatini çekmekte zorlanır. Bir başka deyişle derse karşı güdülenmemiş olduğunu gösterir.

Güdülenme, temel insan ihtiyaçlarından başka ilgi ve merakla da alakalıdır. Öğrenci merak ettiği konuları dışarıdan bir zorlama olmadan kendi çabasıyla da öğrenmeye çalışır. İlgi özendiricidir, öğrenci ilgi duyduğu konulara, ilgi duymadıklarına nazaran daha çok vakit ayırır, çabalar uğraşır (Ülgen, 1995,s.63).

Öğrencilerde ihtiyaçlarını karşılama motivasyonu vardır, eğer öğretmenin istediği bir çalışma için öğrenciler yeterli düzeyde motivasyona sahip değillerse bunun nedeni bu çalışmanın öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılamamasıdır. Öğrencinin motivasyonun;
a)başarabileceği beklentisi
b)başarının sağlayacağı yarara ilişkin değerlendirmeye
c)öğrenme ortamının öğrencinin fiziksel, duygusal ve toplumsal ihtiyaçlarını karşılama düzeyine bağlıdır (Karip, 2003,s.116).

Motive olmuş öğrenciyle motive olmamış öğrenci arasındaki farklılıklar; hazır bulunuşluluk, olgunlaşma, öz yaşantılardan kaynaklanmalıdır.
Hazır bulunuşluluk; öğrencinin bir yeni konun öğrenilmesine gerekli olan tüm yetenek ve ön bilgilere sahip olmasıdır. Eğer öğrencinin hazır bulunuşluluk düzeyi öğrenilecek öğrenim görevinin gerektirdiği yetenek ve ön bilgileri içermiyorsa öğrenmenin oluşumu daha başlangıcında olanaksızlaşır ya da sakatlanır (Başaran, 1969,s.247).

Olgunlaşma; vücut organlarının kendilerinden beklenilen fonksiyonu yerine getirebilecek düzeye gelmesi için, öğrenme yaşantılarından bağımsız olarak kalıtımın etkisiyle geçirdiği biyolojik bir değişmedir (Senemoğlu, 2003,s.12). Öğrencinin öğrenmeye hazır bulunuşluluk, olgunlaşma kadar öz yaşantıda önemlidir.

Öz yaşantı; öğrencinin daha önce geliştirdiği kavramlar, alışkanlıklar, dil öğrenim görevlerinin temellerini oluşturur. Bir okulun öğrenim görevlerini yapabilecek gelişime sahip öğrenci okul olgunluğuna erişmiştir. Dolayısıyla öğrencinin okul olgunluğuna ulaşabilmesi için daha alt kademedeki öğrenim görevlerini tamamlaması gerekir (Başaran, 1969,s.250).

Okunma Sayısı: 4264  / Yorum Sayısı: 0
Bu yazıya daha önce yorum yapılmamış ?
Yorum
Üye olmak için tıklayınız...